Emiyor Mu?

Bu soru çok mühim. Lohusa bir kadını ziyaret ediyorsanız veya mesaj atacaksanız mutlaka sorun bu soruyu. Çünkü minnacık bir bebekle ne yapacağını bilmeyen, sürekli yetip yetmediğini sorgulayan, tabiri caizse her halta ağlayan bir kadına ilk sorulması gereken soru bu. Sorun lütfen.

İyi misin diye sormayın. Hiç gerek yok! İyidir o iyi. Aslan o kaplan o.

Normal mi sezaryen mi diye sorun mesela. O da önemli çünkü nereden nasıl geldiğini bilmek lazım her şeyin. Manavdan portakal sorar gibi. “Pardon bakar mısınız? Finike mi bu?”

İşin mucizesini, hayranlığını ve sarhoşluğunu yaşamaya çalışıyorum her şeye ve herkese rağmen. Helal bana. Aslanım kaplanım ben!

Bak yine “yapmayın” yazısı yazdırdınız bana. Daha bunun 40’ı çıkacak, dişi çıkacak, civciv çıkacak kuş çıkacak. Her dönemde yeni bir challange ile karşıma geliyorlar.

Nasılım?

İyiyim sen nasılsın? Şaka şaka sudan çıkmış balık gibiyim. Ziyarete gelen arkadaşların hepsi Merve bir değişiksin diyorlar. Bir yandan mutlusun, bir yandan yeni bir hayata alışmaya çalışıyorsun. Tam öğreniyorum diyorsun hop yeni bir şey çıkıyor, tam olamıyorsun. Sanki beceremiyorsun bir şeyleri…

İstediğin kadar hazırım de (ki ben size hazır değilim gibi geliyor hala demiştim, ben size demiştim yani), istediğin kadar özlemle bekle; ne hamilelik gibi oluyor ne de arkadaşının bebeğini 10 dakika pışpışlamak gibi… Kesin bilgi yayalım bunu! Çok hızlı başladım maratona belki de böyle hissediyorum. Yasal izine ayrıldım, bir gün evde dinlendim. Ertesi gün suyum geldi hop hastanedeydim. Eee ben daha dinlenecektim gibi bir moddayken, 48 saate yakın uykusuz gezerek başladım olaya.

Uyku neydi? Uyku insanın kendine yapışmayanı giymesiydi. Neden çünkü öyle böyle terlemiyorum. Bundan da kimse bahsetmedi. Ateşlendiğim geceleri anlatmıyorum bile, süt tıkanmalarını falan es geçiyorum, tadımız kaçmasın Ali Rıza bey. Acayip bir psikoloji bir de. Ben hayatta öyle hormonal şeylerden etkilenmem diye böbürlenirdim. Al sana dedi! Kafam gidik bak çok net hissediyorum kendimdeki anormalliği ama düzeltemiyorum. İdil için “ağlar tabi kızım kendini ifade ediş biçimi o” diyorlar ya, ben de kendimi ağlayarak anlatmayı seçtim son 27 gündür. İşe yaramıyor ama benimki. Günleri Mustafa’ya soruyorum. Perşembe olunca aa cuma geliyor diye seviniyorum. Sanane cumadan demiyor kimse. Herkes iyi bakıyor bana. Delidir ne yapsa yeridir diyorlar belki de alttan alıyorlar. Hormonlar direksiyonda; ben arka koltukta uyuyabilir miyim diyorum sürekli. ve gidiyoruz…

Neler yapıyorum?

  • 40 çıkmasına çok bel bağladım, bekliyorum ümitle!
  • Okuyorum çokça. Okudukça sakinliyorum (biraz) çünkü bakıyorum ki tek yaşayan ben ve İdil değil bu olayları. Ama yabancı sitelerden okuyorum. Türkçe sitelerde(forumlarda) genelde birbirini daha da paniğe sokmaya çalışan “bilinçli” anneler var. Varsa bildiğiniz Türkçe siteler söyleyin lütfen. Pozitif şeyler okumaya ihtiyacım var. Pinterest’te Hey Mama board’um bile var beklerim 🙂 
  • Yeni terimler öğrendim : Büyüme atağı, ön süt, son süt, dördüncü trimester… Ay vakit olsa da yazsam öğrendiklerimi. 
  • Emzirme konusu çok hassas bir konuymuş onu öğrendim. Öyle okuyarak ya da bilerek yapılacak bir şey değil. Apayrı bir yazı konusu. Eğer vakit bulursam uzun uzun yazarım yaşadıklarımı, bilgi içerikli olmaz yani. Ay blog da baya anne-bebek bloguna bağlayacak. (Gelsin unfollowlar haha) Yazmak istiyorum çünkü okuyan bir kişi bile yalnız olmadığını hissetse, o gece rahat uyusa , ne mutlu bana. 
  • Sanki kitaplardaki her şeyi sırayla yaşıyorum. Bir gün okuyorum mesela “aaa iyi bende yok bu” diyorum 2 gün sonra yaşıyorum :)) Nazar nazar…
  • Çikolata yedim evet saklamıyorum 🙂 Bırakması ne kadar güçse, alışması o kadar kolay bu şekere. Ağzım uyuştu ilk yediğim çikolatada bir lokma yiyip bıraktım. Dikkat ediyorum yine de, bence devam etmeliyim, ama evde sürekli pasta, şeker, çikolata oluyor… İdil’e yedirmeyeceksem belirli bir yaşa kadar inandırıcı olmam lazım. Çocuğun karşısında yiyip sana yok demek mantıksız olur. Bir tek dondurmaya dayanamayacağım gibi geliyor. Onu da yedim bu arada :))

Yazmak iyi geldi ne yalan söyleyim. Her ne kadar 2 haftada tamamlasam da 🙂 Boş vakitlerde yastıklardan kopamıyorum, açıkçası laptop karşısına oturmak cazip gelmiyordu. Ama sanırım modum da yükseliyor yavaş yavaş. 10 ay sonra Türk kahvesi içmişim be bu sabah. Daha ne olsun 🙂

Pozitif ve güneşli günlere cheers diyorum – rezene çayımı kaldırdım havaya sizin için !

Let The Game Begin!

Azimle dayandığım çalışma süremin yasal olarak sonuna geldim! Merhaba 37. hafta canım! Son bir kaç haftadır tamamlamaya çalıştığım işler, devir teslimler derken ben rüyalarımda bile iş görür oldum. İstiyorum ki pudra ve zıbınlar girsin rüyama. (pembe kakalı bezler de olabilir) Tamam haydi hazırım! 

Demem o ki sudan çıkmış balık gibi başladım izne. Bugün bir heyecan bastı beni desem… Hayır 9 aydır farkında değil miydim acaba? Değilmişim demek ki. 
Tamam tamam haydi hazırım! 
Peki sor bir ben nasılım?
* Ağırım, ama kilo olarak demiyorum bunu. Efendim gururla söylemek isterim ki 7.5 kilo aldı bu Merve. Bir Ebru Şallı’dan ya da Çağla Şikel’den neyim eksik dedi ve sağlıklı beslenme ile bu günlere geldi. Alkışlar bu kıza oley! Ağırım derken, ağır vasıtayım! Hareketlerim çok kısıtlandı. Yatakta kabuğu üzerinde dönen kaplumbağa gibiyim. Denizdeki duba gibiyim. Hacıyatmaz gibiyim. Gibi gibiyim.
* Acayip stressliyim. Bilinmeze daha çok yaklaştım. Bir ay öncesine kadar kendime güvenim tamken şu an panik haldeyim. Aslansın kaplansın diye arada kendimi gazlıyorum. Kafa gitti…
* Çabuk sinirleniyorum. Stressten o da sanırım. Her şey batıyor. 
* Kahve içmek için gün sayar haldeyim. 
* Şekeri artık umursamıyorum. (Kahve Dünyası bitter çikolatalı dondurması dışında ama. Yazı dondurmasız geçirdiğim için sanırım ayrı bir özlem var buna)
O zaman let the game begin!
* Fotoğraf kaynaği için tık tık  

Kahve Köşesi Fikirleri

Evet itiraf ediyorum ev baktığımız zamanlar mutfağa girdiğimde “kahve köşesini nereye yapabilirim” diye bakıyordum. Ben hayaller kurarken “dolapları açabilirsiniz isterseniz” diye asıl dolaplara bakmam gerektiğini hatırlatan seslerle uyanıyordum. Çok fazla ev gezdik, çok çok yorulduk ama sonunda içimize sinen yerdeyiz! Tadilat süresinde de şanslıydık. Eski ev sahibimiz bizi vicdansızca zaman açısından sıkıştırırken, ustalarımız tam vaktinde halledip her şeyi, bizi daha fazla o insanlarla muhattap olmaktan kurtarmıştı. Araya yaz tatili ve en önemlisi hamilelik de girince kalan planlarımızı biraz daha erteledik. Bakalım minik doğduktan sonra girişebilecek miyiz bu işe?

O meşhur herkese bahsettiğimiz kitaplığımızı bir süre daha erteleyeceğiz sanırım. Çünkü benim autocad’de çizmem ile bitmedi o iş. İyi bir marangoz bulmak lazım, kitaplık konusunda tecrübeli ve bizim farklı fikirlerimizi sırf “farklı”olduğu için yapamayacağını düşünüp, kendi kafasına göre yapmayacak biri. Neyse bu bir başka yazı konusu. Varsa Ankara’da tavsiye edebileceğiniz birileri çok çok mutlu olurum!

Şu an öncelik her ne kadar kahve içmeye bir süre ara verdiysem de (1 ay kaldı oh yeaaaaah!💃), evimizde mutlaka olmalı dediğim KAHVE KÖŞESİ!!

Buna bir Ikea Hack der miyim bilemiyorum, amacından farklı kullanılan mobilya diyelim daha çok. Ikea bebek alt değiştirme masasını önceden de paylaşmıştım. Önceki evimizde mutfak dolabı az olduğu için, açık kiler olarak kullanıyordum. Şimdi ise kendisi bizim kahve hazırlama masamız olacak.

Raflar! Açık raf bu işin ruhunu tamamlıyor. Favori kupalarınızı, demliklerinizi, sergilemek istediğiniz her şeyi koyabiliyorsunuz.

Fotoğraflara baktıkça canım bir kupa kahve çekmedi değil yani 🙂 Hadi benim yerime de bir tane için. Mutlu pazarlar! 



* Görseller için üzerine tıklayabilirsiniz.

Şekersiz Fıstık Ezmesi

Nirvana mı bilmiyorum ama bir yerlere ulaştım sanırım. Bunu denemek neden gelmemiş ki aklıma önceden? Tam buğday ekmek + pastorize peynir türevleri + zeytin çeşitleri kahvaltım bence çok kısıtlıydı. Ben böyle serpme her şeyden azcık azcık kahvaltı insanıymışım. Onu anladım bu süreçte… De biraz geç anladım.

Kahvaltı için alternatif bir şeyler denemeyi düşünürken, tam buğday unlu pankek yapayım dedim. Ama üzerine bir şey sürmem lazım. Öyle olmaz o. Ne yani tulum mu sarcam arkadaşım pankeke? O gün kendi kendime aklıma düşürdüğüm fıstık ezmesi geldi aklıma gerçi aklımdaki daha çok üzerine bal ve fıstık ezmesi sürülmüş kızarmış ekmekti 🙂 
Malzemeler: 
  • 300 gr tuzsuz kabuklu kavrulmuş fıstık
  • Yarım çay bardağı süt
Fıstıkların kabuklarını soyun. İşin özü robotta sabırla öğütmek. Bal da eklenebilir dilerseniz ben eklemedim. Mustafa yerken pancake üzerine ekledi. Süt de daha kremamsı bir doku veriyor. Yağ eklemeye gerek yok bence fıstık yeterince yağ veriyor. Tüm malzemeyi (robotu ağzına kadar doldurmamak şartıyla) robotta sabırla öğütün.

Temiz bir kavanoza doldurun ve olabildiğince çabuk tüketin. Katkı maddesiz yiyecekleri çabuk tüketmekte fayda var. Haftalarca beklemesin derim.

Pankeklerim de Gülçinim’den : muzlu ve tam buğday unlu 💗💗

Oh sürdüm sürdüm yedim, yedim yedim mutlu oldum 😍

Çünkü bu sıralar küçük şeylerle mutlu olmaktan başka çaremiz yok!

Şekersiz Kek Denemeleri

Şekersiz yaşamımın 230. günündeyim ve bu sürecin ilk yarısında hiç bir tatlının alternatifini yapmaya ihtiyaç duymadım. İstemedi canım da aslında.

İlerleyen zamanlarda bir sabah kahvaltıdan sonra canım tatlı bir şeyler yemek istedi. Evet canım tatlı isteyince meyve yiyordum ama canım kek gibi kurabiye gibi bir şeyler istiyordu. Hemen şekersiz muzlu muffin diye arattım internette. Karşıma çıkan ilk tarifi yaptım.

Malzemeler:

  • 2 Yumurta
  • 3 adet büyük muz
  • 3/4 bardak sıvıyağ ya da 75 gr eritilmiş tereyağı
  • 2 su bardağı tam buğday unu (Ben 1.5 su bardağı ekledim, benim un daha yoğunmuş)
  • 1,5 pkt kabartma tozu
Ben ceviz de ilave ettim fakat bizdeki cevizden mi yoksa şekersiz oluşundan mıdır bilemedim, acılaştırdı kekleri ama yine de çayın yanına o kadar zamandan sonra kek yiyince kısmen mutlu olmuştum. 
Cevizsiz de yaptım aynı tarifi, tatmin edici diyebilirim. Ama yeni tarifler arıyordum sürekli.  
Başka bir akşam misafirlerimiz gelmeden (kendilerine tatlı yapıp getireceklerdi 😄), ben de tatlı bir şeyler yiyeyim neyim eksik diyerek, trabzon hurması ve muzla bir borcam keki girişimim oldu. Şeker kullanılan bir tarifi, malzemelerinden yumurta, yağ, un ve kabartma tozu miktarına sadık kalarak geri kalan her şeyi değiştirerek denemek istedim. -Un tabi tam buğday unu.- Trabzon hurması püresine bir de muz püresi ekledim. Islak yapıda, şekerli sayılabilecek bir tatlı oldu, kek olmadı 🙂 Çünkü kek dediğin kabarır puf puf olur. Nemli bir tatlı ? Evet öyle bir şey oldu. Tatmin etti mi? Etti yahu nerde bulmuşum öyle tatlıyı kaç aydır :))

Neyse bu denemeyi de kaldırdık rafa. Sonra ilk tarife geri döndüm! Bir şey eklemeden duramıyordum tarife tabi : 7-8 tane kuru hurma ekledim. Sıcak suda yumuşamasını bekledim. Sonra 2-3 kaşık süt (ya da su) ile püre haline getirdim ve muzu eklediğim sırada ekledim karışıma. Sonuç? Şekere çay ekleyip içen arkadaşım bile gayet yenilebilir buldu muffinleri 🙂

Doğumdan sonra pekmezli ve doğal ballı tarifleri deneyeceğim hatta bitter çikolatalı havuzlarda yüzeceğim 🙂 Hmm fıstık ezmesi belki de? Bu kadar katı olmaz belki ama sanırım bu şekersiz yaşamı sevdim! Vücudumdaki hamileliğe rağmen olan değişim inanılmaz.

“Şeker en büyük zehir” nutukları çekmeyeceğim ama hayatımdan olabildiğince çıkaracağım bundan sonra da. Ne diyelim buna, yeni yıl hedefi diyelim mi? Hadi diyelim. 2018’e girerken konuşuruz bu konuyu tekrar 🙂

Yeni tarifler bulup deneyene kadar bunlarla idare edeceğiz, şekersiz ama tatlı kalın! 💜💛

Mutlu Yıllar!

Sağlık en önemlisi bak, hiç öyle klasik deme. O olmazsa hiç bir şeyin tadı olmuyor. Her şeyin sağlıkla olmasını dileyelim önce.

Huzur da en gereklilerden, o iç huzur olmadan yaptıkların çok boş gelir. Evinde de huzur tabi. Gitmeye can atacağın bir yuva. Bereketlisinden… Ailenle ve dostlarınla dolup taşan, güzel kalabalık sofralar kurulan, kahkahaların bol olduğu yuva.

Bazen hiç bir şey yolunda gitmese de (ki gitmeyebilir) umudun hep seninle olsun. Her şey er ya da geç sonunda düzeleceğini (ki düzelecek), o çok dua ettiğin şeyin zamanı gelince hayırlısı ile olacağını bil. İnan buna kalpten. İnsanların o umudu elinden almasına izin verme. Bırak onlar olumsuzlukları ile yaşasın. Sen mutlu olmayı öğren.

Ve herşeyden öte hayatını erteleme! Bir şeylere çabalarken, çok çalışırken, beklerken, dururken, erteleme sakın hayallerini. Kendin için sürekli bir şeyler yap. Besle kendini, ruhunu…

Sebepsiz kahkaha at!

İnsalara yardım et! İnan insan kendini başka türlü işe yarar hissetmiyor! Mesleğin, diplomaların, hobilerin, yeteneklerin her şey fasa fiso bunun yanında…

Paylaşmaktan korkma! Paylaştıkça çoğalıyor her şey! Eksilmezsin çoğalırsın!

Mutlu ol!

Umuyorum ki sana umduğundan daha iyisini getirecek bu yıl 💓💓💓

Hoş gel 2017!

Kraft Kağıdı ile Hediye Paketleme

Böylesine basit ve keyifli bir ıvır zıvır işi sizden saklayamazdım. Yapar yapmaz bir bardak vanilyalı çay hazırladım kendime, geçtim masaya iki satır yazmaya koyuldum.

Benim için hediye almanın en keyifli kısmı onu paketlemek. Hediyeleri alırken aklımda paketlemeye başlıyorum. Ufacık hediyeleri bile anlamlı kılıyor böyle minik detaylar.

Kraft kağıdı Pinterest ile hayatımıza girdiğinden beri de şekilden şekile soktum. Bu fikir ise, yıldızı çok seven bir arkadaşım için istediğim gibi yıldızlı paket bulamayınca kendim boyayarak yaptığım zaman doğmuştu. Bu sene de benzer bir şeyler yapmak istedim. Kraft kağıdı da beni boya beni boya diye çağırıyor insanı resmen. Çizim yeteneğimin anaokul seviyesinde olduğunu düşünürsek bence herkes harika şeyler çıkarabilir ortaya! Yazın, çizin, yapıştırın, boyayın; hatta patates baskısı yapın!

Keşke biraz yetenekli olsaydım neyse benim de ilhamım var napalım 🙂

İlhamınız ve hediyeleriniz bol olsun bu yılbaşında 🎄🎅💓